Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya
Güneş Bulut
Güneş Bulut

Güneş Bulut yazdı: Hayaldi gerçek oldu!

Hayaldi gerçek oldu!!!

Evet bir ulaşılmaza daha ulaşmayı başardı iktidar partisi. 25 senedir kimi aday gösterirse göstersin sandıkta bir türlü kazanamadığı hürriyetin şehri İzmir’i masada kazanmayı başardı.

Dün itibariyle İzmir Büyükşehir Belediyesi, iktidar safına geçerek tarihte bir ilki başardı. Peki İzmir’in ve İzmirlilerin yaşadığı bu hayal kırıklığının faturası kime kesilmeli? Birçok büyükşehri yıllar içinde yönetirken İzmir’i bir türlü kazanamayan, en sonunda da masada almayı başaran iktidar partisine mi, İzmir’e ilk defa böyle bir durum yaşatan, dik duruşuna gölge düşüren mevcut belediye başkanına mı yoksa mevcut belediye başkanını sütte leke var, onda yok diyerek başkan adayı gösteren muhalefet liderine mi?

Şu an tercihinden dolayı eleştirilen belediye başkanı büyük tepkilerle karşılaşırken, en büyük tepkiyi de kendisini aday gösteren muhalefet genel başkanı görüyor. Tabi ki bir kişinin fikirleri, görüşleri, çıkarları doğrultusunda değişebilir ve bu durumdan kendisi dışında kimse sorumlu değildir. Fakat İzmir gibi Türk siyasetinin en kritik noktalarından birinde belediye başkan adayı belirlenirken biraz daha dikkatli ve özverili olunması gerekmez miydi?

Kısa bir süre önce Çiğli ve Foça’da yaşanan hayal kırıklığı atlatılamamışken büyükşehir belediyesinin de aynı yöne doğru ilerlemesi İzmir karakterinde bir merkezin başındaki kişiye hiç yakışmadı. Aylar önce saf değiştiren belediye başkanları için, bu durumu etik bulmadığını defalarca ifade eden ve milyonda bir ihtimal dahi yok diyen bir başkana ne oldu da etik görmediği bir durumu kendisi yaşattı. Halinden de anlaşılacağı üzere rozet takma töreninde durumdan gayet hoşnut görünen mevcut başkana sormak istiyorum: Sayın başkan İzmirli vatandaşlar bu durumu hak edecek ne yaptı size, size güvenmekten ve arkanızda durmaktan başka???

Ancak şu unutulmamalıdır ki, sadece büyükşehir belediye binasına kendi ismini yazdırmakla İzmir alınmaz. İzmir karakterdir, özgürlüktür, ilk kurşundur, mücadeledir… İzmir’i almak değil asıl önemli olan onu elinde tutmayı başarabilmektir.
——————————————————–

Sandıkta kaybettiği belediyeleri, masada almakla oldukça meşgul olan yönetim asıl sorumluluklarını iyice unutmaya başladı gibi. Vatandaşının parasını koruyamaz, çocuklarının, kadınlarının güvenliğini sağlayamaz, her gün okullarımızda yaşanan şiddet olaylarına, hayatını kaybeden öğrencilerine, eğitimcilerine sadece üzülür, 12 yıl arayla Soma madenlerinde aynı acılar yaşanırken sessiz kalır ve önlem almaz….. Ve daha niceleri. Bizler saymaktan yorulduk, onlar bu olaylara kayıtsız kalmaktan yorulmadı.

En son öğrencilerin okuldaki saldırı olaylarından korunması için Ankara’da bir savunma sanayisi firması kurşun geçirmez okul çantası geliştirmiş. Balistik denemelerinin sosyal medya platformlarında paylaşılması büyük bir infial yaratan kurşun geçirmez çantalarla mı koruyacağız çocuklarımızı? Ama bunlar yetmez. Çocukların severek kullanacağı mesela sevdikleri animasyon kahramanlarıyla desenlendirilmiş kasklar da yapılsın. Ya da çocukların giyerken rahatsız olmayacakları estetik ve ergonomik çelik yelekler üretilsin mesela. Çocuklarımızı her sabah okula değil de cepheye gönderir gibi hazırlar sonra da Allah’a emanet göndeririz okullarına. Eğitimde böylesine bir çağ yaratmak da ancak bize yakışırdı zaten.

Yaşanan olayların korkusu ve tedirginliği aileleri iyice sarmışken, firmaların bu tür girişimlerde bulunması da hem yakışıksız hem trajikomik. Tamamen kendi kaderine terkedilmiş bir topluluk gibi her soruna kendimiz çare bulmak zorunda kalışımız da hem çaresizliği hem dalga geçer gibi haddizlikleri beraberinde getiriyor. Toplum olarak akıl sağlığımızı kaybetmeye ramak kala hala hayatta kalma mücadelemize devam ediyoruz.
———————————————————————-

Bir taraftan tüm bu sorunlar arasında nefes almaya çalışırken (en azından toplumun sadece belirli bir kesimi) bir de en ufak sosyal aktiviteleri bile protesto eden bir meczuplar grubu var. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Ümraniye’de Japon kültürü ve anime sanatını tanıtma amacıyla düzenlenen bir festival alanı sözde kimliği belirsiz bir grup tarafından adeta talan edildi. Festivale katılan vatandaşlar darp edilerek alandan uzaklaştırılmaya çalışılırken, stantlar da dağıtıldı. Darp edilenlerin arasında küçük çocukların da bulunması olayı daha da vahim bir hale getiriyor.

Saldırıyı gerçekleştiren kişilerin (sözde) kimliği belli değilmiş ama festivalden kısa bir süre önce, sanıyorum bir vakfın Ümraniye yetkilisi olan şahıs, festivali hedef gösteren paylaşımlar yapmış. Gerekçe de bu tür etkinliklerin bizim kültürümüze, çocuklarımızın gelişimine olumsuz etkilerinin olmasıymış.

Tabi olayın bu beyin paylaşımlarının etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyoruz, kimseyi de gereksiz suçlamayı istemeyiz ama bizim kültürümüzde olan bir kavramı daha hatırlatmak istiyorum. Bizim kültürümüzde en başta gelen çocukların ve mazlumların korunmasıdır. İçinde çocukların da olduğu bir topluluğa gözlerini kan bürümüşçesine saldıranlar mı koruyacak kültürümüzü, çocuklarımıza iyi örnek mi olacaklar bu yaptıklarıyla?

Peki en ufak bir sosyal aktiviteye ya da festivale, kısacası insanların keyif alacakları her unsura saldıranların, çocuklarımız okullarda katledilirken, istismara ve akıl almaz kötülüklere maruz kalırken, binlerce insanın birikimi birileri tarafından cebe atılırken tepki gösterdiğini gören oldu mu? Gören olduysa söylesin lütfen. Nedense bu babayiğitler ancak insanların eğlenecekleri, sosyalleşecekleri, biraz olsun gündelik sıkıntılardan uzaklaşıp aileleriyle keyifli zaman geçirecekleri durumlarda ortaya çıkıyor. Çünkü tek beslendikleri kaos, vahşet ve gelecekten umutsuzluk.
————————————————————

Bu millet bu kadar kötülüğü, zulmü, ihaneti, yoksulluğu, vahşeti hak edecek kime, ne yaptı çok merak ediyorum. Cumhuriyetin ilk yıllarında küllerinden yeniden doğmuş bir milletin geldiği bu son durum gerçekten içler acısı. 100 yıl önce cumhuriyetle gelen modernitenin, zarafetin ve saygının yerini alan kültürel ve sosyal çürümenin bizleri tüketmesi hakikaten hayaldi ve gerçek oldu.

Ama bizim de var bir hayalimiz. Gerçekleşene kadar da tüm bu yobazlıkla, cehaletle ve ihanetlerle mücadeleye devam.

Tüm gerçek vatanseverlere saygıyla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

×
Pop-up Reklam
Reklam Alanı