Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya
Güneş Bulut
Güneş Bulut

Güneş Bulut yazdı: Cumhuriyet: Bir Milletin Yeniden Doğuşu

Bazı tarihler vardır; takvim yapraklarında kalmaz, bir milletin kalbine kazınır. 29 Ekim 1923, işte böyle bir tarihtir. Bir milletin küllerinden yeniden doğduğu, umudunu yeniden kuşandığı, kendi geleceğine kendi iradesiyle yön verdiği gündür. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil; bir milletin özgürlüğe, eşitliğe ve aydınlık yarınlara olan inancının adıdır.

Bir düşünün…

Yoklukların, savaşların, acıların içinden geçen bir millet… Evladını cepheye uğurlayan anneler, gözleri yollarda kalan babalar, henüz çocuk yaşta büyümek zorunda kalan gençler… Her şeyin tükendiği sanılan bir anda, yüreğinde bağımsızlık ateşini taşıyan insanların yeniden ayağa kalkışı…

İşte Cumhuriyet, o büyük mücadelenin ardından doğdu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, yalnızca bir vatanı kurtarmadılar; aynı zamanda bu vatanın insanlarına kendi kaderini belirleme hakkını armağan ettiler. Cumhuriyet, bir milletin “Ben varım, ben özgürüm, geleceğime ben karar veririm.” deyişidir. Lakin Türk milleti büyük bir gaflete düşerek 100 yıl önce kendisine verilen bu özgürlüğü, 2017 Referandumu ile sadece bir kişiye teslim etti.

Seçme ve karar verme özgürlüğünü tek bir kişiden alıp kendi elinde bulunması için demokratik rejime geçiş mücadelesi veren onlarca ülke varken, biz 100 yıl önce bize hediye edilen bir hakimiyeti, tekrar saraya vererek geçmişimize büyük bir ihanette bulunduk. Ve her geçen gün bu ihanetin bedelini en ağır şekilde ödüyoruz…

Bu yüzden 29 Ekim, sadece bayraklarımızı asıp marşlarımızı söylediğimiz bir bayram değil, aynı zamanda geçmişimize dönüp hangi bedellerle bugünlere ulaştığımızı hatırladığımız, geleceğe karşı sorumluluğumuzu yeniden hissettiğimiz özel bir gün olmalıdır.

Çünkü Cumhuriyet, bize bırakılmış kıymetli bir miras olduğu kadar, bizden sonraki nesillere ulaştırmamız gereken büyük bir emanettir.

O emaneti korumak, yalnızca meydanlarda coşkuyla yürümekle değil; çocuklarımıza iyi bir gelecek sunmakla, gençlerimize umut olmakla, bilime ve eğitime değer vermekle, adaleti ve eşitliği yaşatmakla mümkündür. Farklılıklarımızı bir ayrılık sebebi değil, ortak zenginliğimiz olarak görebilmekle mümkündür. Birbirimize karşı sorumluluklarımızı unutmadan, aynı bayrağın altında kardeşçe yaşayabilmekle mümkündür.

Cumhuriyet, bir çocuğun korkmadan hayal kurabilmesidir. Bir gencin emeğiyle geleceğini inşa edebilmesidir. Bir kadının toplumun her alanında eşit haklarla var olabilmesidir. Bir insanın düşüncesini özgürce ifade edebilmesi, hakkını arayabilmesi ve onuruyla yaşayabilmesidir.

Cumhuriyet, kimsenin geride bırakılmadığı bir ülke hayalidir aslında. Ama bugün tüm bu yukarıda saydığımız Cumhuriyet değerleri, bizim için gerçekten birer hayalden, ütopik bir düşünceden farklı değil maalesef.

*****************************************

Gençlerin geleceğini inşa edemediği, kadınların hala ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü ve her gün daha fazla kadının, onları koruması gereken kurumlar görevlerini yapmadıkları için adeta infaz edildiği, herkes için eşit olması gereken adaletin ve hukukun sadece belli bir zümreyi kayırarak toplumun büyük bir bölümüne zulmettiği, düşünce özgürlüğünün hiçe sayılarak, hapsedilen gazeteci ve vatandaş sayısının, yine hapsedilen katil sayısından daha fazla olduğu bir ülke gerçekten Cumhuriyet değerlerine sahip olabilir mi???

Bugün çocuklarımızın gözlerine baktığımızda, aslında Cumhuriyet’in yarınlarını görüyoruz. Onlara bırakacağımız en büyük mirasın yalnızca yollar, binalar veya şehirler olmadığını biliyoruz. Onlara özgür düşünebildikleri, kendilerine güvenebildikleri, adaletin ve umudun hâkim olduğu bir ülke bırakmak zorundayız. Eğer onlara böyle bir ülke bırakmak için bugün mücadele etmezsek, emin olun bir daha çocuklarımızın yüzüne bakamayız.

Ve belki de kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz, Cumhuriyet’in bize emanet ettiği değerlere ne kadar sahip çıkıyoruz?

Çünkü üzülerek, içimiz kan ağlayarak saydığımız olumsuzluklar, Cumhuriyetin değerlerine yeterince sahip çıkılamamasından kaynaklanan toplumsal bir çöküşün, çürümüşlüğün en büyük göstergeleridir. Sahip çıkamadığımız değerlerin yokluğundan kaynaklanan tüm bu toplumsal yozlaşmada aslında hepimizin biraz olsun payı var.

Çünkü Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değildir; her gün yeniden yaşatılması gereken bir sorumluluktur. Onu yaşatacak olan, milletimizin ortak vicdanı, dayanışması, çalışkanlığı ve geleceğe duyduğu inançtır. Ancak bu düşünce ve sorumluluk bilinciyle Cumhuriyeti hak ettiği yere getirebiliriz.

********************************

29 Ekim geldiğinde gökyüzünde dalgalanan her bayrak, bize bir hikâye anlatır. O bayrakta cepheye koşanların cesareti, evladını vatan uğruna uğurlayan annelerin gözyaşı, bağımsızlık için verilen mücadelenin onuru vardır.

Ve o bayrağın altında, geleceğe umutla bakan milyonlarca insanın hayali…

Bugün Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümünü kutlarken, başta ebedi ve tek liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bize vatan kılan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Onların bizlere bıraktığı en büyük miras, bağımsızlığımız ve Cumhuriyetimizdir.

Cumhuriyet, geçmişimizin gururu, bugünümüzün güvencesi ve yarınlarımızın umududur.

Ve unutmayalım: Bir millet, Cumhuriyet’ine sahip çıktığı sürece geleceğine de sahip çıkar.

Yaşasın Cumhuriyet!

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER