Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya
Güneş Bulut
Güneş Bulut

Güneş Bulut yazdı: Teröriste af, gaziye barikat

Utanç dolu günler görmeye devam ediyoruz. Tahmin edildiği üzere Çerçeve Yasa meclisten geçti. Ne utanç vericidir ki, bugünün mimarları Gazi Meclis’te sevinç çığlıkları, zılgıtlar atılmasını gülerek izlediler. Geçtiğimiz haftalarda suça sürüklenen çocuklara müebbet isteyenlerin, bugün azılı teröristlerle kol kola bir tek halay çekmedikleri kaldı mecliste. Hakikaten bu ihanetin adı nedir???

Ekonomik, siyasal, kültürel aklınıza gelebilecek her alanda ülkeyi dışa bağımlı hale getiren, yıllardır terör belasıyla ülkeyi milyarlarca dolarlık zarara uğratan -yitirdiğimiz canlarımızın manevi değerini saymıyorum bile- siyaset soytarıları, küresel efendilerinin bir emrini daha yerine getirmenin haklı gururunu yaşayarak birbirlerini tebrik ediyorlar. Bu nasıl bir utanmazlık, nasıl bir ahlaksızlık, nasıl bir karaktersizliktir…

Peki bundan sonraki adım ne olacak? Alt kimliklerin tanınması mı, ana dilde eğitim mi, bölgesel özerklik mi? 100 yıllık üniter yapısını koruyan Türkiye Cumhuriyeti’nin yerini federal bir Türkiye mi alacak? Yada en başta tüm bu olasılıklara zemin hazırlayacak köklü bir anayasa değişikliği mi olacak???

Maalesef iktidar, yıllardır hayalini kurduğu anayasa değişikliğini gerçekleştirebilmesine yardımcı olacak çoğunluğu bu kararın onaylanmasında buldu. Ne kadar af demeseler de 10 Ağustos’ta meclisten geçen af adeta bir anayasa değişikliği oylaması prototipi gibiydi. Çünkü bundan sonraki aşama da bu olacak. Ve iktidar, yerini sağlamlaştıracak bir anayasa değişikliği için kendisine gerekli çoğunluğu sağlamış görünüyor.

Milli birlik ve toplumsal bütünleşme zırvalarıyla, bu barışa biz engel olamayız yalanlarıyla aynı çoğunluk, anayasayı da değiştirecek. İktidarı, muhalefeti, sağı, solu, orta yolu demeden herkes, aynı masalları anlatarak anayasa değişikliğini meşrulaştırmaya çalışacak. Çünkü bu çoğunluğun birbirinden farkı yok. Farklı görüşlerde gibi görünseler de hepsi aynı oyunun piyonları aslında ve oyunu yönetenler de eteklerinden kopamadıkları efendileri.

Ulus devleti çözecek tek anahtar olan başkanlık sistemini ülkenin başına bela eden 2017 referandumunda yetmez ama evet diyenler, mühürsüz oylara itiraz etmeden seçim sonucunun meşrulaşmasını sağlayan dönemin ana muhalefeti sebep olduklarınız karşısında içiniz rahat mı??

Çarşı iznindeyken hamile eşinin yanında şehit edilen askerimiz, daha 26 günlük polis memuruyken ilk maaşını bile alamadan şehit olan gencecik polisimiz, öğrencileriyle karne sevici yaşadıktan sonra pusuya düşürülen pırıl pırıl öğretmenlerimiz, bin bir yokluk içinde büyüttüğü evladının tabutunun ardından çaresizce bakarak vatan sağ olsun demek zorunda bırakılan analarımız babalarımız ve her şehidimizle birlikte ölmeden toprağa gömülen binlerce ailemiz adına kim veriyor size eli kanlı teröristleri affetme hakkını.

Baba kelimesini duyunca yüreği titreyen çocuklarımızın gözünden akan yaşı, birkaç günlük bebeğinin kıyafetini koklayarak güç bulan, bu güçle görevini sürdüren babaların özlemini, baba kucağı yerine mezar taşına sarılan el kadar bebelerin hasretini, eksikliğini hangi yasayla giderebilirsiniz?? Bu soytarılıklarınızla ancak ve ancak efendilerinizi memnun eder, ağzınıza çaldıkları bir parmak balla kendinizi oyalarsınız.

————————————————————————

Mecliste imzalanan bu utanç vesikasının yanında bir de haklarını arayan gazilerimize kurulan polis barikatı var tabi. Biz de utanç verici olaylar eksik olmaz. Lakin artık karakterimiz haline geldi. Vatan uğruna kolunu, bacağını, gözlerini, yüzünü kaybeden binlerce gazimiz yaklaşık bir aydır Ankara Güvenpark’ta eylem yapıyorlar. Ne seslerini duyan bir yetkili, ne de devlet görevlisi var. Yaşadıkları tüm acılara ve zorluklara rağmen tek istekleri eşit statü olan gazilerimizi, meclise yapmak istedikleri yürüyüşte polis barikatı karşıladı. Teröriste güle oynaya af getiren devletimiz, kendi gazisinden korkar hale gelmiş ve karşılarına çıkmaya cesaret edememiş olmalı ki, gazilerimizi ve polisimizi göz yaşları ile karşı karşıya getirdi.

Bir devlet kendi bütünlüğünü korumak için hayatından vazgeçen, gözünü kırpmadan ölüme koşan gazisinden neden korkar? Gazilerimizi bu hale getiren biricik teröristlerini davulla, zurnayla karşılayanların, gerçek vatan evlatlarını yok sayması hangi ahlaka, hangi dine sığar? Ama şaşırmamak lazım. Çünkü kendi gazisinin protezine haciz gönderen de yine aynı devlet değil mi?

Bir askeri şehit oldu diye Menemen’i yakan Atam’ın kurduğu ülke bu olamaz. Bu olaylara ses çıkarmayan, birlikte yürüyen eskisi yenisi hiçbir parti Atam’ın kurduğu sistemin bir parçası olamaz. Kuva-yi Milliye ruhu ile defedilen düşmanın, yüz yıl sonraki atıklarına af ve özgürlük getiren hiçbir siyasetçi Türk milletinin gerçek temsilcisi olamaz. Olsa olsa büyük bir ihanetin parçası olurlar, bu ihanetin de hiçbir şekilde bahanesi ve izahı olamaz. Günü geldiğinde bedeli olur ancak.

Ve Türk toprakları öylesine bereketli ki, kendi içinde bu kadar çok haini barındıran, besleyen başka bir ülke de yoktur. Toprağı sıksan şüheda fışkıracak güzel ülkemin her köşesinden bir başka hain sürüsü fışkırıyor, 100 yıllık intikam politikalarında bir adım daha ilerleyen küresel efendiler ve içimizde beslediğimiz kuklaları, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşme ayaklarıyla 106 yıllık Sevr’i hortlatıyorlar.

Ama unutmasınlar ki, her Sevr’in bir Lozan’ı vardır…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER