Ana Sayfa Arama Galeri Video
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
Sosyal Medya
Güneş Bulut
Güneş Bulut

Güneş Bulut yazdı: El insaf kardeşim!

Yaklaşık 1,5 yıldır her sabah gözümüzü yeni operasyonlarla, gözaltılarla, tutuklamalarla açıyoruz. Mart 2025’te Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler ile başlayan süreç son olarak Üsküdar ve Etimesgut Belediyelerine yapılan operasyonlarla devam ediyor. Sürecin başlangıcından bu yana onlarca belediye başkanı ve yüzlerce belediye yetkilisi ve çalışanı usulsüz ve hukuksuz şekilde adeta şafak operasyonu misali evlerinden alındı, sorgulandı ve tutuklandı. Aylardan beri tutuklu olduğu halde hala yargılaması başlamayan başkanlar ve kişiler bile var. Ve durum son muhalif alınana kadar da devam edecek gibi görünüyor.

Hapse girmeye korkmadan doğru bildiğini yapan, eğilip bükülmeden dimdik duran ve yolundan şaşmayan başkanlar olduğu gibi bir de taraf değiştirenler var tabi. Kendi şirketlerinin itibarı korumak isteyenler, küçük çocuğu olduğu için böyle bir riski alamayacağını söyleyerek bahaneler üretenler, son iki yılda 3-5 parti değiştirenler, daha neler neler…

Halkın güvenerek oy verdiği ve bu makamları teslim ettiği kişilerin, kendi çıkarları uğruna milli egemenliğe ihanet etmeleri, kendilerine güvenenleri yarı yolda bırakmaları hiçbir şekilde izah edilemez. Seçimle iktidarın elinden alınan belediyelerin bu yöntemlerle yine iktidar tarafından ele geçirilmesi aslında siyasi bir darbedir ve bu darbeyi destekleyenler de hiçbir ideolojisi olmayan, kendi çıkarları için tüm yetkilerini bile satabilecek olanlardır. Ve bu darbeyi bir gecede değil de yavaş yavaş yaparak halkı alıştırmaya, tepkisizleştirmeye çalışıyorlar.

Bugünden 100 yıl önce ana, baba, eş hatta kundaktaki bebelerini bırakıp savaş meydanlarında vatan, bayrak, egemenlik uğruna can veren şerefli atalarımız, kendi rahatlarını, konforlarını düşünüp, çocuğunu çoluğunu bahane etseydi, bugün iktidara peşkeş çekecekleri bir koltukları dahi olmayacak kişiler, insanların gözlerinin içine baka baka, yüzleri bile kızarmadan öne sürdükleri bahanelerle ihanetlerini haklı göstermeye çalışıyorlar.

Tabi aynı karakterde olmayıp, baskılara boyun eğmeyen başkanlar da var neyse ki. En son tutuklanan belediye başkanlarından, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın görevindeki ilk icraatlarından biri, önceki yönetimler zamanında Ensar, Türgev ve Tügva gibi vakıflara bedelsiz olarak verilen yaklaşık 25 kadar taşınmazı bu vakıflardan geri alarak vatandaşların hizmetine sunmak olmuştu. Halkın olanı yine halka vermişti yani. Tabi bu durum bazı kesimler için oldukça rahatsız ediciydi. Bu rahatsızlığı gidermek için de gerekli hamleler yapılmaya başlandı ve diğer mevkidaşlarıyla aynı kaderi yaşamaya mahkum edildi. Çünkü birilerinin ayağına fena basmıştı.

Göreve geldiğinde kasada bulunan paranın yaklaşık beş katı bir borçla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden bir konuşma gerçekleştiren Sinem Dedetaş, bu konuşmasında sadece üç ay sonra göz altına alınıyor ve tutuklanıyor. Duyulanlar pek hoşa gitmemiş anlaşılan. Doğru duvar yıkılmaz mantığıyla, gocunacak bir durumu olmayan Sinem Başkan ise, halkın sevgisi ve güveniyle dimdik ayakta durmaya devam ediyor.

——————————————————————–

Halk, tüm bu asılsız iddialar, hukuksuz uygulamalar ve tutuklamalarla oyalanırken, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlenmesine dair yasa teklifi meclis başkanlığına sunuldu ve sabah saatlerinde genel kurulda görüşülmeye başlandı. 12 maddeden oluşan, iktidar ve çekim alanındaki partilerden 360 milletvekili tarafından imzalanan yasa tasarısı -kabul edilememe durumu yok da- eğer meclisten geçerse ne olacak?  Kritik eşik olarak PKK/KCK terör örgütü yapılanmasının silahlarını bırakması, teslim etmesi, imha etmesi ve bunun bir mekanizma aracılığıyla teyit edilmesi sonucunda bu örgütün içinde yetişen; binlerce evladımızın, gencimizin katili olan teröristlerin toplumun her kurumuna, kesimine katılması sağlanacak, siyasete dahi girebilecek.

Bu eli kanlı katillerin siyasete girenleri, zamanında acımadan canına kıydıkları vatandaşlarımızın geride kalan aileleri hakkında kararlar alacak, geleceğini şekillendirecek belki de. Şimdi siz söyleyin, bu vicdansızlık, acımasızlık hatta ahlaksızlık değil de nedir? Eli kanlı bebek katillerinin rahatça at koşturduğu bir toplumda çocuklarımız, geleceğimiz ne kadar güvende olabilir? Zaten çivisini çıkardıkları bu toplumu daha ne kadar yaralayabilirler?

Yokluk içinde büyütüp, yetiştirdiği gencecik evladını kara toprağın koynuna emanet eden anaların, babaların, babasını hiç görmeden büyüyen güzeller güzeli çocukların ahı yakalarını bırakır mı? Bu yaralı insanlara nasıl izah edeceksiniz milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi masallarıyla katillerine özgürlük vereceğinizi???

Bu ülkede çok milli dayanışma örneği görüldü ama bu durum onlardan biri değil ve olmayacak da maalesef. Ne yöne döneceklerini bilemeyen fırıldakların, omurgasızlık örneği olan maalesef sözde yetkili kişilerin bu girişimleri ancak ve ancak tarihte kara bir leke olarak yerini alacaktır. İhanetin bahanesi olmaz, er ya da geç bedeli olur karakterinden, kendisini maddi ve manevi oldukça büyük bir yükün altına sokanları affeden devlet aklına nasıl evrildik anlamak mümkün değil gerçekten.

Bir yanda 50.000 kişinin katili, eli kanlı bir teröriste kurucu önder diyeceksin, onun kurduğu ve bir paçavranın altına sığınarak sözde özgürlük mücadelesi veren it sürüsünü affedecek, belki de ülke yönetimine sokacaksın ama diğer yanda Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyen gerçek vatan evlatlarını ordudan atarak cezalandıracaksın öyle mi? Geçmişte muhterem hoca efendi naraları atarak elin sümüklüsüyle yol yürüyenler ve başta Türk ordusu olmak üzere tüm kurumların içini boşaltanlar, şimdi de eli kanlı teröristlerle işbirliği yaparak yarım kalan işlerini tamamlamaya çalışıyorlar.

Ülkenin vatansever evlatlarını kendilerine tehdit olarak görenler, halka zulmeden teröristleri yine kendilerine dost bildiler. Çünkü kendi canları hiç yanmadı. Bunun da ancak tek bir sebebi olabilir, 100 yıldır tüm projelerde olduğu gibi ülkemize karşı içlerinde besledikleri kin ve düşmanlığın ortak olması. Türklük kavramını içlerine sindiremeyen, Türk milletine zarar verecek ne kadar oluşum varsa onunla kol kola yol yürüyenler elbet bunun bedelini ödeyecektir.

Çünkü tarihin tekerrür etme gibi bir alışkanlığı vardır!!! Ve tekerrür eden tarihin vurduğu tekmeyle soluğu nerede alacaklarını bilemeyenlerin son çırpınışlarıdır bunlar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER