Kamuoyunda “Diplomasız doktor, sahte profesör” tartışmaları alevlenirken, gözler hem suçlulara hem de bu tabloya zemin hazırlayan denetim eksikliklerine çevrildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen e-imza ve sahte diploma soruşturmasında yaklaşık 400 kişi şüpheli olarak belirlendi.
Aralarında doçent, profesör, sağlık çalışanı, mühendis ve şirket yöneticilerinin de bulunduğu şüphelilerin, sahte belgelerle yıllarca görev yaptığı ortaya çıktı.
E-İMZA AĞI ORTAYA ÇIKTI
İddialara göre, şüpheliler sahte diplomaları resmiyete kavuşturmak için belirli e-imza sağlayıcılarını kullanarak belgeleri sisteme işledi. Böylece, aslında sahip olmadıkları akademik unvanları kullanarak kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışmaya devam ettiler.
YARGI SÜRECİ BAŞLADI
Soruşturma kapsamında, sahte belge düzenleyen ve kullananlar hakkında “resmi belgede sahtecilik” ve “nitelikli dolandırıcılık” suçlarından işlem yapılıyor. Sahte diplomaların iptal edileceği, bu belgelerle alınan tüm kadro ve maaşların geri talep edileceği belirtiliyor.
SOSYAL MEDYADA ÖFKE: #SahteDiplomalılarıAçıklayın
Haberin basına yansımasının ardından Twitter’da #SahteDiplomalılarıAçıklayın etiketi kısa sürede trend oldu.
Kullanıcılar, sadece isimlerin açıklanmasını değil, bu kişilerin hangi kurumlarda çalıştığını ve bu süreçte kimlerin göz yumduğunu da öğrenmek istiyor.
Bazı yorumlarda, “Diplomasız doktor mu olur?” ve “Akademik başarı değil, sahtekârlık kazanıyor” tepkileri öne çıktı.
EĞİTİMDE GÜVEN KRİZİ
Uzmanlara göre, bu skandal sadece bireysel sahtekârlık değil; eğitim ve denetim mekanizmasında ciddi zafiyetlerin göstergesi. Eğitim sendikaları, üniversite diplomalarının ve unvanların daha sıkı bir şekilde doğrulanması için YÖK ve Milli Eğitim Bakanlığına çağrıda bulundu.
