“Kamu Yararı Göz Ardı Edilmemeli”
Açıklamada, özelleştirme sürecinde kullanılan “tasarruf”, “gelir ortaklığı” ve “ekonomiye kazandırma” gibi ifadelerin, konunun özünü değiştirmediği belirtilerek, asıl meselenin kamuya ait taşınmazların mülkiyet ve kullanım biçimlerinin değiştirilmesi olduğu vurgulandı. Sendika, bu süreçte kamu yararının temel kriter olması gerektiğine dikkat çekti.
Anayasa’nın devleti sosyal hukuk devleti olarak tanımladığı hatırlatılan açıklamada, kamu varlıklarının yönetiminin yalnızca bütçe geliri ya da piyasa değeri üzerinden ele alınamayacağı ifade edildi. Kamu hizmetleri, toplumsal ihtiyaçlar ve uzun vadeli yararın gözetilmesi gerektiği kaydedildi.
“Süreç Şeffaf ve Denetlenebilir Olmalı”
Sendika, özelleştirme süreçlerinin kanunilik, şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirterek, taşınmazların hangi gerekçelerle programa alındığının açıklanmasını istedi.
Açıklamada şu soruların yanıtlanması talep edildi:
Hangi taşınmazlar hangi gerekçeyle özelleştirme kapsamına alındı?
Bu taşınmazların kamu hizmetleriyle bağlantısı nedir?
Yapılan işlemlerde kamu yararı analizi gerçekleştirildi mi?
Süreçte şeffaflık ve rekabet nasıl sağlanacak?
Sağlık Hizmetleri Vurgusu
Özellikle sağlık hizmetleriyle bağlantılı taşınmazlara dikkat çekilen açıklamada, bu alanlarda yapılacak işlemlerin hizmet sürekliliğini ve erişilebilirliği olumsuz etkilememesi gerektiği ifade edildi.
“Kamu Malları Satılacak Varlık Değildir”
Sendika, itirazlarının yalnızca ekonomik bir tartışma olmadığını belirterek, “Kamu taşınmazlarının kısa vadeli gelir hedefleri doğrultusunda elden çıkarılması kabul edilemez. Bu varlıklar, toplumun ortak değeridir ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde korunmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Genel Sağlık-İş Denizli Şubesi, sürecin kamu yararı doğrultusunda yürütülmesi için gerekli idari ve hukuki girişimlerin takipçisi olacaklarını da duyurdu.
