Su tutma kapasitesi yüksek taban gübrelemesinin önemi
Son bir kaç yılda iklim dengelerinin belirgin şekilde değiştiğine hep tanıklık ediyoruz. Özellikle Ege’nin iç kesimlerinde yer alan Denizli’de yağış miktarı düşerken yağışlarımız düzensiz hale gelmiş durumda.
Kış yağışları beklenen seviyelere ulaşmıyor. İlkbahar ve yaz ayları ise daha uzun ve daha kurak geçiyor. Bu durum bitkisel üretimde alışkanlıklarımızı gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor.
Kuraklık artık geçici bir risk değil; üretim planlamasının merkezine alınması gereken kalıcı bir gerçek. Bu nedenle gübreleme stratejilerinde de “ toprağın önemi ve beslenmesi” anlayışı öne çıkıyor.
Taban altı gübrelemede yeni bakış açısı;
Bitkisel üretime başlarken yapılan taban altı gübreleme, verimin ve kalitenin temelini oluşturan en kritik aşamalarından biridir. Ancak suyun sınırlı olduğu koşullarda sadece kimyasal (kompozisyon) gübrelere odaklanmak yeterli değildir. Artık gübre seçiminde şu soruyu sormamız gerekiyor.
Kullandığımız bu gübreler toprağın suyu tutma kapasitesine ve organik maddece zenginleşmesine ne kadar katkı sağlıyor. Toprakta su , yalnızca nem olarak değil; toprak agregatları arasında tutulan , bitkinin alabileceği bir kaynak olarak değerlidir. İşte bu noktada toprağın su tutma kapasitesi önem kazanır.
Toprağın su tutma kapasitesi nedir?
Toprak organik madde ve agregatlar sayesinde bir sünger gibi çalışır. Ancak kuraklıkla birlikte;
- Organik madde hızla azalır,
- Toprak yapısı bozulur,
- Su , tutunamadan alt katmanlara kaçar.
Su tutma kapasitesini artıran başlıca unsurlar şunlardır:
- Yüksek kaliteli organik madde
- Humik-fulvik asitler
- Toprak kolleidlerini aktive eden mikro besin elementleri
- Kök gelişimini kontrol eden fosfor kaynakları.
Kurak koşullarda tabanaltı gübreler nasıl seçilmelidir?
Denizli gibi yarı kurak iklim kuşağında taban altı gübresi seçerken şu kriterler öne çıkmalıdır.
Organik madde destekli gübreler; toprakta kalıcı yapı oluşturur, suyun tutulmasını sağlar. Piyasada orgaminerel gübre olarak geçer.
Humik- fulvik asit içeren Leonardit diye bilinen gübreler toprak agregasyonunu artırarak nem kaybını azaltır.
Fosforu alınabilir hale getiren gübreler ; kök gelişimini destekleyerek bitkinin suya daha derinden ulaşmasını sağlar.
Bu yaklaşım sayesinde yalnızca mevcut suyu daha verimli kullanmakta kalmayız, aynı zamanda toprağın geleceğini de korumuş oluruz.
Sonuç:
Kuraklıkla mücadele topraktan başlar.
Bugün Denizli’de ve benzer iklim koşullarına sahip bölgelerde üretim yapan çiftçiler için başarı;
Daha fazla sulamaktan değil , toprağın suyu tutma ve bitkiye sunma kapasitesini artırmaktan geçmektedir.
Taban altı gübreleme artık sadece bir besleme işlemi değil, aynı zamanda toprak ıslahı ve su yönetimi uygulamasıdır.
Doğru gübre seçimiyle toprağın su tutma kapasitesini güçlendirmek; kurak yıllarda verimi korumanın , hatta artırmanın en etkili yollardan biridir. Çünkü güçlü bir toprak en zor iklim koşullarında bile üreticisini yolda bırakmaz.

